‘Parmaklıklar Ardında’ dizisinde iki aşk arasında kalan kadını canlandırıyor Beste Bereket. Sanatçı ölümü düşündüğünde, hırsları, bunalımları anlamsız buluyor.

Türev filmindeki performansıyla 23 yaşında kazandığı Altın Portakal ödülünün ardından başarılarına hep yenisini ekledi. Sadri Alışık Ödülleri’nde yine ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü alan Beste Bereket hayatında ödüllerin yeni kapılar açtığını gizlemiyor ama çok çalışkan olmasına güveniyor. Bereket ile Cihangir’de buluştuk. Aldığı ödülleri, vizyona girecek olan yeni filmi ‘5 Şehir’i’, balıkçının kızını canlandırdığı ‘Parmaklıklar Ardında’ dizisini, hayatına dair her şeyi konuştuk.

‘Parmaklıklar Ardında’ dizisi üçüncü sezonunda. Çekimler nasıl gidiyor?
Kara kış gelmediği için iyi. 80. bölüm çekiliyor. Kemik bir izleyicimiz var.

Dizide cezaevi müfettişine aşıksınız. İki aşk arasında kaldınız. Hayatınızda hiç böyle bir durumla karşılaştınız mı?
Aşk engel tanımaz hikayesine inanan bir insanım. Statü farkı, yaş farkı gibi şeylere açıkçası çok fazla inanmıyorum. Bunlar önemsendiği zaman onun yeteri kadar tutkulu ve gerçek bir duygu olduğunu düşünmüyorum. Tabii demiyorum ki saçma sapan insanlara aşık olup peşlerinden gidelim ama bir aşk durumu varsa o zaten herhangi bir engeli kaldırabilen bir şey değil diye düşünüyorum. Yaş farkıyla ilgili bir durum yaşadım. Ama iki taraf arasında kalma durumum pek olmadı.

Peki “Statü önemli değil” diyorsunuz ama ya sonrası?
Sonrası önemli tabii. Size en uygun insanla yaşadığınız bir aşk durumunun da risk taşıdığına inanıyorum. İşe biraz duygusal tarafından bakıyorum.

Kadercisiniz o zaman?
Bu konuda kararsızım. İnsan kendi kaderini yaşar diye düşünüyorum. İçimden geldiği ve kendimce doğru olduğuna inandığım şeyleri yapıyorum.

Peki ödül sizin için ne ifade ediyor?
Ödül gerçekten bir oyuncu için çok önemli. Beni hala gülümsetir, apayrı ve değerli bir şeydir. Ama ödül, yenilip, yutulup, sarılıp, yatılacak bir şey değil. Bu tuhaf bir şey, buna yarış olarak bakmamak gerekiyor. Ödül, film için güzel bir etiket. Benim için sırt sıvazlayan ve çok özel bir şey.

Ödülleriniz size yeni kapılar açtı mı?
Açtı ama bir taraftan şanslı bir durumum var. Benim hayatımda kendimle ilgili tek güvendiğim şey çok çalışkan olmamdır. İşini bir şekilde iyi yapmaya çalışmayan ve yeteri kadar ona özen göstermeyen bir insan ne kadar yetenekli olursa olsun benim için bir şekilde 1-0 yeniktir. Ödüllerim bana iyi şeyler getirdi. Çünkü ben bunun için çaba harcadım. Şanslı ve yetenekli ama en önemlisi çalışkan olmak lazım.

Çalışmak yeteneği de beraberinde getirir mi?
Ben yeteneğin daha büyük olduğuna inanıyorum. Eğer yeteneğini doğru yönlendirmenin yolunu bilmiyorsan ve çalışmıyorsan başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Bence dünya yetenekli ama bitmiş insanlarla dolu. Evet şans, açılan bir yol. Ama bu bir süreç. İki yıl şanslı olmak senin hayatını değiştirmiyor. Bunun hayatın sonuna kadar olan bir süreç olduğunu fark etmen lazım. Biraz kafayı çalıştırmak gerekiyor. Zeki olmayan bir insanın yetenekli olması benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

Bir senaryoyu neye göre seçiyorsunuz?
Keyfime göre tercih ediyorum. Onu yapmak istiyorsam, ne gerektiriyorsa yaparım. Bu konuda bir sınırım yok.

“Her şeyi yapabilirim” diyorsunuz
Benim için her şeyi yapabiliyor durumu aylarca ailenden uzak yaşamak. Sevdiğin ve sürekli görmek istediğin insanlardan uzakta çalışmak bence öpüşmekten daha büyük bir fedakarlık. Bu konuda kesin net şeyler söylemek bana çok doğru gelmiyor. Seni motive etmesi ve kaşıması gerekir.

Sizi kaşıyacak bir filmde yapmak istemediğiniz bir sahne varsa ne oluyor?
Şimdilik bunların dışına çıkacak şeyler yapmadım ama belli olmaz yapabilirim. Herhangi bir oyuncuya ya da filmdeki bir duruma cinsel bir obje olarak bakmıyorum. Bir bütün olarak bakıyorum. Tabii yaşadığım ülkenin sınırlarını geçmekten bahsetmiyorum. Gayet farkındayım, uzayda da yaşamıyorum.


‘KURBANLIK KOYUNDAN BİR FARKIMIZ YOK’
En son rol aldığınız ‘5 Şehir’ ne zaman vizyona girecek?
Kasımda girecekti ama sanırım martta vizyonda olacak. Bir şekilde ötelenmesi yönetmenin ve dağıtımcının tercihleriyle ilgili diye düşünüyorum. Filmle ilgili bir sorun yok. En doğru zamanın hangisi olduğuna onlar karar verecekler. Ben de hemen bugün girsin istiyorum.

Ölüme farklı bakılmış filmde.
Filmde çok müsait sahneler olsa da hiçbir şekilde ajite etmiyor ve seni ağlamaya kanırtmıyor. Onur Ünlü’nün çok sevdiğim tarafı dünyaya biraz daha absürt, bir başka taraftan bakıyor. “Evet, insanlar ölüyor. Bu da olabilir, üstüne bu da olabilir” diyor.

Ölüm size ne ifade ediyor?
Günde 20 kere ölümü düşünmüyorum. Kurbanlık koyundan bir farkımız yok. Sadece onun öleceği bir kurban bayramı var ama senin kurban bayramın belli değil. Yarın da olabilir, 30 sene sonra da olabilir. Bence ölüm bilinçaltımızda sürekli bizi rahatsız ediyor. Hırsın, bu yüzden olduğunu düşünüyorum. Kendimden sonraki insanlara bir şey bırakmak, senin adının zikredilecek olmasının ne önemi var ki?

Evliliğe nasıl bakıyorsun?
Hiçbir şekilde düşünmüyorum. Bu konuya çok uzağım. Öyle potansiyel bir durum olmadığı için düşünmüyorum. O yüzden ben eğer evlenirsem çok aşık olup bir anda karar veririm. Şimdi böyle derim ama üç ay sonra birine aşık olup üç gün sonra evlenirsem de yalan söylemiş olurum. Ama hedef olarak evlilik benim için bir amaç değil.


İÇİNDE SAHNE HAYVANI TAŞIYAN OYUNCULAR VAR

Kendinizi oyunculuk konusunda pişmiş hissediyor musunuz?
Tamam olmak gibi bir şey dünya üzerinde kim için söz konusu olabilir ki? Bence kimse için olamaz. Ben yüksek lisans yapmaya karar verdim. Aslında okulu hemen bitirip yüksek lisans yapacaktım. Olmadı. Şimdi psikoloji yüksek lisansı yapmak istiyorum. Gerçi en son sinema televizyon yüksek lisansı da yapacaktım. Bu sefer psikolojide uzun bir süre durdum.

O zaman değişken bir yapınız var.
Kararsızlık, her şeye yükselmekte diyebiliriz. İnsanın yaşı ilerledikçe, sepetini biraz daha doldurdukça daha verimli olmaya başlıyor. İçinde sahne hayvanı taşıyan olağan üstü yetenekli oyuncular var. Zaman içinde biriktirdiklerini ortaya çıkarabiliyorlar.
Röportaj: Sejda Olcaş








Parmaklıklar Ardında 76. Bölüm

Ziynet kızının katilini bulmaya kararlıdır. Acaba Kutsiye’den kuşkulanmakta haklı mı? Çıkabilecek kargaşayı önlemek için Tansel, Fatma Kaynak isimli mahkumu Ziynet’in koğuşuna geçirir.

Ziynet kızının katilini bulmaya kararlıdır. Acaba Kutsiye’den kuşkulanmakta haklı mı? Çıkabilecek kargaşayı önlemek için Tansel, Fatma Kaynak isimli mahkumu Ziynet’in koğuşuna geçirir. Ahmet’in izinde olmasını fırsat bilerek cezaevindeki düzeni hızla değiştirmeye girişen Tansel, Sevtap’ı görevden alır. Ekrem’i başgardiyanlığa atar. Ekrem yeniden güç kazanmanın keyfini çıkarır. Tansel ve Ekrem hastaneden dönen Kevser’e Elmas aleyhinde bir ifade imzalatırlar. Amaç Elmas’ın katil olduğunu kesinleştirmektir. Bu durumu sorgulayan Özge, Ekrem’in insiyatifiyle tecrit hücresine atılır. Bu sırada Ahmet izin gününün keyfini çıkarmakta, Hilal ile birlikte bilmediği kıyılarda gezmektedir. Tansel, Ziynet’in ilgisini başka yere çekmek için cenaze işini de acele bir şekilde halletmiştir. Ziynet ve Yasemin, Meryem’i toprağa verirler. Göreve dönen Ahmet, Elmas’ın intiharını öğrendiğinde yokluğunda olup bitenlerle başa çıkabilecek midir?

Oyuncu Başak Daşman, geçen sezon psikopat bir mahkumu canlandırdığı 'Parmaklıklar Ardında' dizisinin kendisini sarstığını söyledi: Psikolojim sağlamdır ama bu kadar zorlanacağımı tahmin etmezdim

Bahar Dalları' dizisinde, organ bağışıyla kaybettiği görme yetisini yeniden kazanan Seda polisi canlandıran Başak Daşman, rolü için sürekli atış poligonuna gittiğini açıkladı. Daha önce 'Parmaklıklar Ardında' dizisinde 'Filiz' adlı bir mahkumu oynayan Daşman, ekonomik krizi anlatan 'İş Arıyoruz' adlı bir film çektiklerini ama filmin kriz nedeniyle vizyona giremediğini açıkladı. İşte Daşman'ın anlattıkları:

Dizideki karakterinizden bahseder misiniz?

Ben 'Bahar Dalları'nda bir kaza sonucu görme yetisini kaybeden Seda adlı polisi canlandırıyorum. Seda, 'Güzide'nin kızının organlarıyla tekrar görmeye başlıyor.

ATIŞ POLİGONUNA GİDİYORUM
'Seda' nasıl biri peki?

Seda, gergin, agresif ve sinirli bir genç kız... Ameliyat olduktan sonra mesleğine devam ediyor. Özellikle erkeklere karşı daha sert ve mesafeli olmayı tercih ediyor.

Silah eğitimi ve dövüş dersleri aldınız mı?

İlk kez elime bu diziyle bir silah aldım. 'Seda', keskin bir nişancı, bu nedenle sık sık atış poligonuna gidip rolüme çalışıyorum...

'Parmaklıklar Ardında'daki 'Filiz' de sert bir karakterdi. Niye size hep böyle roller geliyor?

Tamamen tesadüf! Zaten birbirleri arasında büyük farklar var. 'Parmaklıklar Ardında'da, tam bir psikopatı canlandırdım. Duygusuz, vicdansız korkusuz biriydi. 'Seda' ise tam tersi etrafındaki herkesi sahiplenen ve onların iyiliğini isteyen biri.

ŞARTLARIMIZ ÇOK AĞIRDI

'Filiz' karakteri sizde nasıl bir etki bıraktı?

Çalıştığımız hapishanenin koşulları çok zordu. Orada yaşanmış olayların izi, sanki duvarlara sinmiş gibi... Bunlar insanı etkiliyor. Bir de gerçek bir mahkum gibi yaşıyorsunuz. Günümüzün 18 saati bir koğuşta ya da hücrede geçiyordu.

Oyuncular arasında gerginlikler yaşandı mı?

Zaman zaman gerginlikler oldu. Zaten diziyi de bu yüzden bıraktım. Hem psikolojik hem de fiziksel olarak çok yorulmuştum. Dört ay dinlendim.

Oyuncuların, böyle ağır rolleri üstlendikten sonra psikolojik bir destek alması gerekiyor mu?

Kesinlikle! Sağlam bir psikolojik yapım var. Sorunlarla baş etmesini biliyorum ama bu kadar zorlanacağımı tahmin etmezdim. Sürekli başka başka roller oynamak ve değişik insanlarla gece gündüz beraber olmak bile oyuncuyu yoruyor.

Uzun süredir sürmekte bu dizi... Sinop Cezaevi'nin tarihini sunuyor günümüze... O önemli cezaevinde yaşananlar... Kadınların cezaevi görüntüleri... Dikkat ediyorum da, kendini yenileyen bir dizi bu 'Parmaklıklar Ardında...' Birkaç bölüm sonra yenilenen kadro görüntüsü tat veriyor.
Ölen biri ve yerine gelen bir önemli isim olarak hareket katıyor konuya... Şimdi, Meral Orhonsay geldi cezaevine... B,1 koğuşundan, o önemli, olayların bol olduğu B 2 koğuşuna... Ziynet Kara, sıkıntılı günler geçiriyor, yerine yeni isim gibi... Merak ettim ve sordum, Ziynet Kara (Zeynep Eronat) gidiyor mu yoksa? 'Asla' dendi. Ve, asla olması elzem zaten...
Efendim, bir gün önceki bölümde, kızının ölümünü duyan bir anneyi canlandırırken başta ben göz yaşlarımızı tutamadık. Pardon bir hatırlatma yapayım, eskiden TRT varken sadece, Kaçak dizisini evlerde konu, komşu toplanır öyle izlerdik ya, şimdi de aynı ortam mevcut... Son diziyi, bizim Dilek'ler de, TV casusu Tansel hanımlarla birlikte izledik. Dizilerden bir hayli uzak olan Ümit bile bu diziye, masa başından yan dönerek katıldı.
'Parmaklıklar Ardında' güzel bir dizi... Sıkılmıyor insan... 75. bölüm ama, dedim ya kendini yenilemekten başa dönüyorsun resmen... Fikret Kuşkan'ın girişiyle ayrı bir hava yakalayan dizinin savcı karakterini oynayan Neriman Uğur'u unutmamak gerek... Savcı Hanım Bursa Devlet Tiyatrosu'nda görev yapıyor. Yeni bir oyun koymuş sahneye, rejisini yapıyormuş... Bir taşla iki kuş misali...
Önemli isimler rol alıyor bi de oyunda... Bazı sıkıntıları anlatıyorlar bana... Seyirci sıkıntısıdır bu... Eskiden, özet verilip 21.00 de başlıyordu dizi...Şimdi, aynen haber sonrası ekranda... Yetişmekte zorlananlar var. Pardon bu dizi önemli dizilerin karşısında ayakta öyle güzel duruyor ki... Kurtlar Vadisi, Aşk-ı Memnu gibi dizilere kafa tutar halde... Kanal eski saatine çekerse daha iyi olur. Bi de bizler yeni bölüme daha iyi yetişiriz. 'Parmaklıklar ardında' iyi bir dizi...
Her hafta heyecan var.

Bazı konulara hassas davranmak gerek
Yalçın Menteş, Tekirdağ'da tepki çekmiş... Neden, merak ettim. Sonra öğrendim ki, Yalçın kardeş, 'Eros pansiyon' adlı oyunda, kızına 'şeytan' diyor ve ekliyormuş; ' Bunun kafasını kesmek lazım. Bir gitar kutusuna koyup, çöp konteynırına atmak gerek' gibi bir laf saçıyormuş... Karabulut cinayetini hissettirmek tepkisi... Sonra, kendisi de tepki koymuş, 'Ne alaka' diye... Yalçın bu millet çok hassastır. O cinayet insanların içlerini acıtmıştır. Münevver bizim evladımız olmuştur. Onun için biraz dikkat etmek gerek. Tekirdağlı'lar haklı be Yalçın...

İzzet Yıldızhan'ın 2 çocuğumu var, yoksa?
'Her Şey Dahil' adlı sabah programının dünkü konuğu İzzet Yıldızhan'dı... Yeni albümü ile bomba gibi gelmeye hazırlanan İzzet, Emrah'ın yaptığı 'Sen deli misin' adlı şarkı ile bu yıl adından çok söz ettireceğe benziyor. O şarkıyı okudu ilk olarak ekranda... Bi de, tek oğlu değil, iki oğlu olduğunu açıkladı. Bence İzzet Yıldızhan'ın 2 çocuğu, yani iki oğlu yok... Bence çocuklarının sayısı üç olmasın? Ne dersin İzzet... Ben üç diyorum sen ne diyorsun? Hani bir gün konuşurken, 'bizim ortanca' diye söz etmiştin, ben unutmadım. Evet İzzet ne dersin?

Televizyon izleyicisinin 'Binbir Gece', 'Camdan Pabuçlar', 'Aşk Oyunu' ve 'Davetsiz Misafir' gibi dizilerden tanıdığı Tardu Flordun, şimdi de 'Parmaklıklar Ardında da doktor oldu.

Sinop Cezaevi'nde çekilen diziye konuk oyuncu olarak giren ve birkaç bölümlüğüne de olsa hikâyeye dahil olmak istediğini söyleyen Flordun, 90 dk'yı bulan dizi çekimleriyle ilgili olarak, "Şartların iyileştirilmesi şart. Süre sıkıntımız var. 90 dk zor oluyor. Bunlar düzeltilirse çok daha iyi yapımlar ortaya çıkar. Eksikler olmasına rağmen son yıllarda kesenin ağzı açıldığı için teknik olarak düzgün işler ortaya çıkıyor." diyor. Dizide sıradan bir doktoru oynamadığını da söyleyen oyuncuyu 'Parmaklıklar Ardında'ya çeken, senaryosu ve hikâyesi olmuş... Cezaevlerinde çalışan doktor arkadaşları sayesinde rolüyle ilgili bilgi de almış. İlk kez geldiği Sinop'u çok sevdiğini de söyleyen Flordun, İstanbul'da yaşama konusunda kararsız: "Daha uçaktan görünce etkilendim. Burası çok güzel. Yerleşebilirim."

Branda ve çadır sektörünün öncüsü olan kc branda Tasarım ekibi ile varolanların dışında ürün geliştirmeye odaklanmış yeni ve faydalı ürünleri sizlere sunan,amatör bir ruh ile ve o heyecanla çalışmalarını yürüten,profesyonellerden oluşmuş bir kadrodur.Tasarımlarında hedef en iyiyi en ucuza sizlere sunmaktır. Bu düşünce ve hedef doğrultusu siz ihtiyaç sahiplerine farklı noktalardan gelen ürünlerin Kc branda öncülüğünde daha kaliteli ve fonksiyonel olmasını gerektirmekte olup buda bizi mutlu etmektedir ilkseyle sizlere hizmet etmektedir.

inşaat sektörünün içerisinde olan ANIL İNŞAAT bilgi ve birikimi 17 Ağustos 1999 depreminden sonra artan nitelikli yapı ihtiyacı ve var olan yapıların güçlendirme gereksinimi ile Türkiye nin ilk Yapı Güçlendirme platformunu oluşturmuştur.

Taşınmak zahmetli bir iştir. İster ev taşıyın, ister büro, ama çok kolay bir iş olmayacağı kesindir. Çünkü eşyaların toplanması, kolilere doldurulması, kolilerin bantlanması, kırılma ihtimali olan eşyaların bulunduğu kolilere not düşülmesi ve bunlar taşınmanın en zor anlarıdır. Fakat bazı insanlar tercih ettiği taşımacılık (nakliyat) firmasından dolayı da zor anlar yaşamaktadır.

Google'de evden eve nakliyat ile ilgili hizmet bilgilerine ulaşmanın gerçek adresi. Bazı nakliyat şirketleri, iyi niyeti suistimal edici hareketlerde bulunarak, tüm planlarınızı alt-üst edebilir. Örneğin televizyonunuzu taşırken yeterince dikkat etmeyip, onu yere düşürdüğünde maddi olarak sıkıntı içerisine gireceğiniz bir gerçek. İşte bu sebepten, eşyanıza gelecek tüm zararların ücretini ödemeyi kabul etmeyen nakliyat firmalarıyla çalışmayınız.

Herhangi bir nakliyat firmasıyla anlaşırken, öncelikle işçiler eşyaları taşırken, herhangi bir zarar oluştuğunda; sorumluluğu nakliyat firmasına ait olacak mı?" sorusunu sormalı ve "evet" yanıtını aldığınızda da buna dair bir kağıt talep etmelisiniz. Aksi takdirde oluşacak maddi ve manevi sorunlarla baş etmek, çok zor olabilir.

Sitemizi takip etmeye devam edin. evden eve nakliyat kentten kente taşımacılık ile ilgili tüm siteleri web sitemizde takip edebileceksiniz.

Tansel, cinayet haberini Aysel ile birlikte yaptığı müze ziyareti sırasında alır. Hemen hastaneye gider. Ziynet, Osman’ı hem öldürmüş, hem yasını tutmaktadır. Ahmet’in dönüş yolunda olduğunu öğrenen Tansel, durumu ona da haber vermek ister ama Ahmet’e ulaşamaz.

Tansel, cinayet haberini Aysel ile birlikte yaptığı müze ziyareti sırasında alır. Hemen hastaneye gider. Ziynet, Osman’ı hem öldürmüş, hem yasını tutmaktadır. Ahmet’in dönüş yolunda olduğunu öğrenen Tansel, durumu ona da haber vermek ister ama Ahmet’e ulaşamaz. Ahmet Sinop’a döner dönmez Hilal’e gitmiştir. Hilal’le evlenmeyi düşünen Ahmet, bu niyetini Hilal’e açabilecek midir?

Ahmet’in Ekrem’i başgardiyanlıktan alması Tansel ve Ekrem arasındaki ittifakı güçlendirir. Ziynet’in cezaevine dönmesi ve Yasemin’le karşılaşması ise B2’deki gerilimi tırmandırır. Cengiz’in veda için uğraması ve Beray’a rastlamasıyla tansiyon daha da yükselir. Beray bu kez Cengiz’e Nisan’ın babası olduğunu söylemeye kararlıdır. Cezaevinde işler zaten karışmışken, Aysel’in Hilal’e yaptığı teklifle işler büsbütün çatallanacaktır.